SESTEŞ SÖZCÜKLER

Aynı şeyleri yazıp söylediğimizde çıkan farklı anlamdır Sesteş Sözcük.

ÖRNEK: Yolunu gözlerken yolduğum saçların

Kalbim kanarken kandığım sözlerin

Derinlere dalarken resmini çizdiğim önümdeki toprağa

Elimdeki dalla aktı gözyaşlarım ak benzime

dizelerinde:

yol= yolmak

kan=kanmak

dal=dalmak

ak=akmak sözcükleri sesteşsözcüklerdir.

Tam olarak birbirinin anlamını karşılamayan ama aralarındaki ortak yönler nedeniyle bazen birbirinin yerine kullanılabilen sözcüklere Yakın Anlamlı sözcükler denir.

ÖRNEK:

Usanmak – sıkılmak

İstemek – dilemek

Mutluluk – sevinç

Küsmek – gücenmek – darılmak

Bir sözcüğü alıp farklı cümlelerde kullanark cümleye zenginlik katıyor buna da SÖZCÜKLERDE ÇOK ANLAMLILIK diyoruz.

Soru çıkma ihtimali çok yüksek aman, dikkat et!

ÖRNEK: ” çıkmak” eylem:

‘kardeşim dıışarı çıktı’ cümlesinde yer değiştirmelk anlamında kullanılmıştır.

 

EŞ ANLAMLI SÖZCÜKLER

Yazılışları farklı ama anlamları aynı olan sözcüklere Eş Anlamlı sözler denir.

ÖRNEK: Asırlardır söylenmemiş ne kadar anı varsa yüzyıllardır içimde beslediğim hatıralarımla misafirliğine konuk olmaya ve istediğin yanıtlara cevap vermeye gözyaşlarımı armağan edip sana hediye almaya geliyorum sessizliğimin kocaman çığlığıyla…

Dizelerinde asır-yüzyıl, anı-hatıra, misafir-konuk, yanıt-cevap, armağan-hediye  sözcükleri eş anlamlıdır.

KARŞIT ANLAM

Anlam olarak birbirinin tersini ifade eden sözcüklere Karşıt Anlamlı sözzcükler denir.

ÖRNEK: Dost, düşman gelir gözüme.

Beyaz, siyah.

şimdi gülüyorlardır ağladığım sonuma geleceğin ilk günü bekliyorum diye

Tatlı bir hüznü acı bir hayata çeviren yokluğun, varlığımın ötesine geçti.

Bu dizelerde; dost-düşman, beyaz- siyah, gülmek-ağlamak, son-ilk, tatlı-acı, yokluk-varlık sözcükleri karşıt anlamlıdır.

 

SÖZCÜKTE ANLAM SOMUTLAMA

Gerçek anlamında somut olan bir şeyi soyut bir mantıkla anlatmaya SOMUTLAMA denir. Tanımı karıştırdım zannetme aynen böyle.

KPSS’ yi kazanmak adına bu yola baş koyduk, cümlesinde ”baş koymak” sözüyle başımızı yola mı koyduk yoksa bu sınavı kazanacağımıza mı inandık?

Başka bir örnekte: ”Kalpsiz bir yarin elinden çektiğim bana kar kaldı” cümlesinde yarin kalbi mi yok yoksa yar kötü niyetli mi? Her iki örnekte de ikinci cevaplar geçerlidir.

Kafanı kaldırıp sağa ve sola baktığında sayabileceğim ve ölçebileceğim şeyler mutlaka vardır. İşte o sayılabilen ve ölçülebilen NİCEL; sayılamayan ve ölçülemeyenler ise NİTEL anlamlıdır.

ÖRNEK:

Sıcak havanın etkisinden midir,bilmem nedendir bana bu kadar sıcak davranman?

cümlesinde havanın sıcaklığı ölçülebileceği için nicel, davranıştaki sıcaklık ölçülemeyeceği için nitel anlamlıdır.

 

 

TERİM ANLAM

Sözcüğün bilim, sanat ve çeşitli meslek dallarında kazandığı anlama Term Anlam denir.

ÖRNEK: Matematikte: pi sayısı, karekök, çarpma…

Tiyatroda: Perde, sahne, rol, kulis…

Türkçede: Zamir, ses, kök, ağız, dil…

Futbolda: Gol, korner, penaltı…

Müzikte: Nota, solfej…

Marangozlukta: Örs, kalas…

SOMUT VE SOYUT ANLAM

Beş duyu organımızdan herhangi biriyle algılayabildiklerimiz Somut; algılayamadıklarımız Soyut anlamlı sözcüklerdir.

En bilip dikkat etmen gereken somut anlamlı sözcükler: ses, ışık, rüzgar, hava, elektirik, koku…

Soyut anlamlılar ise: akıl, rüya, fikir, düş, hayal…

 

DUYULAR ARASI AKTARIM

Beş duyu organımız var, eğer biz bir cümlede iki farklı duyu organımıza aitsözcüğü ait sözcüğü bir arada kullanırsak buna Duyular Arası Aktarım denir.

Örnek: Sen gidince acı bir sessizlik çöktü içime.

Sert bakışların tüm fotoğraflarda yerini aldı.

‘acı’, tatma duyumuzla;

‘sessizlik’, işitme duyumuzla;

‘sert’, dokunma duyumuzla;

‘bakış’, görme duyumuzla ilgilidir.

İki farklı duyu organını yan yana kullanarak duyular arası aktarım yapmış olduk.

Geldik işin en keyifli kısmına sözcüğün gerçek anlamından tamamen bağımsız olarak kazandığı uzak anlama Mecaz Anlam denir.

” Senin üzerinde göz var.” dediğinde ‘göz’ sözcüğünden ne anladın? Normal olarak ‘nazar’ demen gerekir. Nazar sözcüğünün temel anlamıyla göz sözcüğünün temel anlamı arasında herhangi bir (bu söz böyle yazılır aman yazım kurallarına dikkat, en az bir tane kesin sorarlar.) anlam ilişkisi var mı? Elbetteki yok, o zaman ‘göz’ sözcüğü bu cümlede mecaz anlamıyla kullanılmıştır.

SÖZCÜKTE ANLAM

Sözcüğün akla gelen ilk anlamına Temel Anlam denir. ( Herhangi bir sözcüğün sözlükteki birinci anlamı.)

‘Gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu, ağlardım.’ dizesinde ” göz” sözcüğü akla ilk gelen anlamıyla yani görme organı olarak kullanılmıştır.

Örnek:  Havanın soğuduğunu ellerim üşüyünce anladım.

Cümlesinde ‘ hava, el, soğuk, üşümek’ sözcükleri akla gelen ilk anlamlarıyla kullanıldığı için temel anlamlarıyla kullanılmıştır.

Sözcüğün gerçek anlamına bağlı olarakkazandığı anlama Yan Anlam denir.

Uyarı: Yan anlamlı sözcüklerle mecaz anlamlı sözcüklerikarıştırmamak adına şu özelliklere de dikkat etmen gerekecektir:

Organ adlarının doğaya aktarılması, duyular arası aktarım birer yan anlam kazandırma yoludur.

” Kapının ağında, gözlerinin bana ışık vermesini bekliyorum.” cümlesinde organ adı olan ‘ağız’; ‘kapı’ sözcüğüne yani doğadaki bir nesneye aktarılarak yan anlam kazanmıştır.

ORTAK TAMLANAN YANLIŞLIĞI

Bazı tamlamalarda birden fazla tamlayan aynı tamlanana bağlandığında anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

Ayrıca sıfat tamlamasıyla ad tamlamasının tamlananı ortak olamayacağından böyle düşünülmüş cümlelerde de anlatım bozukluğu vardır.

Pasta ve meyve suyu ikram edilince doğrusu şaşırdık.
(pasta suyu?)

Kar yüzünden tüm özel ve devlet okulları tatil edildi.
(özel okullar ve devlet okulları)

Akşamki yemekte kebap ve mercimek çorbası vardı.
(kebap çorbası?)

Depremzedelere her türlü tıbbi ve gıda yardımı yapıldı.
(tıbbi yardım ve gıda yardımı)

TAMLAMA YANLIŞLIĞI

Tamlamalarda tamlayan ile tamlananın birbiriyle olan uyumu göz ardı edilmişse anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

TAMLAYAN EKSİKLİĞİ

Ad tamlamalarında tamlayan eksikliği söz konusuysa anlam karışıklığı olacağından böyle cümlelerde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

Aşağıdaki cümlelerde eksik olan tamlayanlar koyu olarak parantez içinde belirtilmiştir:

Sağlığımız için her türlü fedakârlığı yapalım ve (sağlığımızın) değerini bilelim.

Belgeyi dikkatlice inceleyip (belgenin) alt kısmını imzalayınız.

Aşk için yazılan şiirlere bakıp (aşkın) ne olduğunu anlamaya çalışmak boşunadır.

Ben onun (başarılarıyla), o da benim başarılarımla gurur duyardık.

Bir insana ümit vermek ve (İnsanın) moralini yüksek tutmak önemlidir.

O kararlar bize gelecekti ve biz (kararların) üzerinde yorumlar yapacaktık.

Siz ne zaman çocuklarınızla ilgilenecek ve bize (çocuklarınızın) durumlarını soracaksınız?

Ben ne amcamı tanırım ne de (amcamın) o evini bilirim.

Size rüyamı anlatsam bana (rüyamın) yorumunu yapar mısınız?

Bir insanı ilk görüşte değerlendirip (o insanın) yalancı olduğunu nasıl söyleyebilirsin?

Şiir insanın duygularım yansıtır, bu nedenle (şiirin) önemi unutulmamalıdır.

Biz Alper’in (fıkralarına), Alper de bizimTıkraları- mıza çok gülmüştük.

Dost kara günde belli olur, bu yüzden (dostun) iyisi az bulunur.

EK YANLIŞLIĞI

Cümlede eklerin yanlış kullanılması ya da bir sözcüğe yanlış ek getirilmesi anlatım bozukluğuna neden olur:

Sorun arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış olduğundan kaynaklanıyor, (olmasından) Biricik arzumuz sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme girmemizdir. (girmektir)

Öğrenci, bana göre, derslerine çok değil, düzenli çalışması gerekir, (öğrencinin)

Toplumun çoğu zaman tüketim çılgınlığıyla kendini kaybetmektedir, (toplum)

Şehrin girişindeki fabrikanın bahçesinde üçü işçi on iki patron vardı, (üç)

Gazetedeki yazdığı yazılarda toplumsal sorunlara değinirdi, (gazetede)

Ne gelişini ne de gittiğini gördüm, (gidişini)

Bence öğrencilerin başarısına ilgilenmek gerekir, (başarısıyla)

Bizi en çok sevindiren onun bu çok zor olan sınavı kazandığıdır, (kazanmasıdır)

Yazarlarımızın köy hayatına ilgilenmeleri toplu- mumuz açısından çok yararlıdır,(hayatıyla)

İlkokul çağındaki okuduğum romanları hâlâ unutamıyorum. (çağında)

Aslında bizi tek üzen senin duyarsız olduğundur, (olmandır)

Kış bastırmadan çatının tamir! bitmesi gerekiyor, (tamirinin)

Notların bir an önce panoya asılacağını sağlayalım. (asılmasını)

Yarınki toplantı ki çok önemli olduğu söyleniyor, ülke sorunları konuşulacakmış,(toplantıda)

ÇATI UYUŞMAZLIĞI

Birden çok yüklemi bulunan cümlelerde yüklemlerden birinin etken, diğerinin edilgen olduğu durumlarda anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

Bazı yolcuların giriş işlemleri yapmaya başlandı, (yapılmaya)

Her ne kadar bahçeli bir eve taşınmışsa da beklenen rahatlığa kavuşulamamıştır. (taşınılmışsa)

Bir yıl boyunca devamlı ve düzenli çalışarak bu sınav kazanıldı, (çalışılarak)

Bazı öğrencilerin kayıtları nedense silmeye başlanmış. (silinmeye)

Zafer kazanıldıktan birkaç hafta sonra reformlar yaptı, (yapıldı)

Yemeklerin hepsini yiyip sindirilmen, (sindirmeli)

Resimlerin sergilenmesi ve beğenmesi bizi mutlu etti, (beğenilmesi)

Konuyu daha iyi anlamanız için bu kitabın okunulması gerekir, (okunması)

Bir bardak kahve içildikten sonra konuyu görüştüler. (içtikten)

Eğer trafik kurallarına uyarsanız kaza yapılmaz, (yapmazsınız)

Teneffüste pencereler açılıp sınıf güzelce havalandırmalıdır. (havalandırılmalıdır)

Güzel yemekler hazırlayıp sofraya hemen kondu, (hazırlanıp)

Yükseklere çıkıldıkça basıncın arttığını hissedeceksiniz. (çıktıkça)

Düğün salonu süsleyerek düğüne hazır hâle getirilmelidir. (süslenerek)

Sakaktaki çocuklarla oynayıp bir’saat sonra eve dönülemez, (oynanıp).

Rehber öğretmen, teknolojiden yararlanarak bir sunum yapmıştı.(yararlanarak)

Çok emek vererek ortaya konan bu sanat eserini halk ödüle layık bulmuştu, (verilerek)

Akşama kadar seni bekledikten sonra bir de senden kötü haber almak tabiikrbeni etkilendi: (etkiledi)